“Ülkeden ülkeye değişen kurallar var. Avrupa ülkelerinde dört ay bekleme kuralı var mesela…”
Bu dünyada tüm canlılar, hep beraber yaşıyoruz. Kimimiz düşündüklerimizi söyleyebiliyor, kimimiz söyleyemiyor. Mesela ben köpeğimle konuşabiliyorum, ne desem yanıt veriyor ve anlıyorum onu. Ancak, ispatlayamam. Aslında ispatlamayı önemsemiyorum da. Çünkü zaten hissetmek, büyük ispat. Bilimin söylediği şeylerin doğru olduğu gibi, bilimin ispat edemediği bazı şeyler de doğru olmayacak diye bir şey yok. Az önceki örnek gibi.
Bu sene çok ama çok yorulduk, çok ama çok öldük Türkiye’de. Kanlı, bol katilli, cinayetli, kötülüğün akışkanlaştığı bir yıl oldu. Ne çok gören göz ne çok duygu dolu dört ayaklı, ne çok insandan bazen yemek içim medet uman, başı okşansın diye bakan köpek kedi öldürüldü. Milyonlarca. Bu, başka bir konu diyeceğim ama birazdan konuşulacaklardan bağımsız değil.
Ülkede bunlar yaşanınca iyi insanların çoğu bu hayvanların yaşaması için çok şey yapmaya başladı. Hemen, bu çocuklara yuva bulmaya başlamak, barınaklardan kurtarmaya çalışmak, kısırlaştırmak için organize olmak gibi.
Yurt dışında oturanlar da bu hayvanları Türkiye’den, sokaklardan, barınaklardan yani ölüm kamplarından, gidebilecekleri karanlık sondan kurtarmak için kolları sıvadı ve yaşadığı ülkeye götürebilen götürdü, götürüyor. İyi ki iyi insanlar var ve iyi ki uçuş gönüllüleri var!
Geçen gün iki köpek Türkiye’den sahiplenilmiş ve Londra’ya getiriliyorken ve bu çocuklar uçaktayken ve birazdan Londra’ya inecekken, bu hayvanları alacak kişi vazgeçiyor. Düşünsenize bir hayvansınız, sizin adınıza düşünülüyor, kararlaştırılıyor ve karşı tarafta sizi alacak kişi de güven sağladığı için yola çıkarılıyorsunuz, üstelik ülkelerarası. Ayrıca zar zor uçuş gönüllüsü bulunmuşken. Ve sonra ne oluyor? Hiçbir şey olmamış gibi oluyor.
Bu olaydan, bir arkadaşımın sosyal medya paylaşımı vesilesiyle haberdar oldum, tamamen denk düştü. Köpekler hemen bir yardım çığlığıyla havaalanından alındı ve güvendeler.
Yurt dışında yaşıyorsanız, hayvan sahiplenmek istiyorsanız neler yapmalısınız, nasıl yollardan ilerleniyor, en sık yapılan hatalar ve bilinmesi gerekenler nedir? Nasıl uçuş gönüllüsü olabilirsiniz? Hepsini Barınak Meleği ismiyle bildiğimiz, kendini sokak hayvanlarını korumaya adamış, gencecik yaşında barınaklarda çalışmaya başlamış gönlüyle kalbiyle bu hayvanlara çare arayan, bulan, bulunmasına yardım eden hayvan hakları koruyucusu, aktivisti ve veteriner hekim Türkan Ceylan’la konuştum. Hadi başlayalım.

“Sevgi, aksiyon almakmış.”
– Türkiye ve hayvanseverler sizi Barınak Meleği isminizle tanıyor Türkan Hanım. Barınağınızda, ya da daha doğrusu hayvanlar için yaptığınız yaşam alanında kaç hayvan var. Nasıl hikâyeleri var, birkaçından örnek verebilir misiniz?
Şu an sorumluluğumda 100 civarında çocuğumuz var, aslında barınak değil de yaşadığım evi onlarla paylaşıyorum diyebilirim. Hepsinin ayrı ayrı hikâyeleri var. Mesela bir Kocaoğlan’ımız var, Elazığ’dan geldi. Bir ayağı yok, kemikleri çıkmış, kulakları kesilmiş bir kangal. O üç ayağına rağmen kamyonetiminizin peşinden kilometrelerce koşuyor. Ben işten gelinceye kadar beni bekliyor. Elazığ barınağında öldürülmek üzereyken aldık. Maalesef o barınaktan sağ çıkan çok az hayvan var.
Mesela Kutup var, o da Konya barınağından, kocaman bir Akbaş. Tasma taktırmaz arabaya binmez. Ama her gün Kocabaş’la birlikte beni geçirirler ve eve dönene kadar beklerler. İşten dönüşüm tam bir şölene dönüşür, onlar sayesinde.
Emik var, kedimiz. Onu çalıştığım klinikte kafese bırakmışlardı küçücüktü, yalvarıyordu kafesten çıkmak için. Bir de avazı çıktığı kadar bağırıyordu “çıkarın beni” diye. Biraz sussun diye ceketimin içine aldım, sonra da bırakamadım. Sürekli emme hareketi yaptığı için adı Emik kaldı. Şimdi köpeklerimi eğitiyor. Kedilere nasıl saygı duyulmalı dersinden geçiriyor hepsini. Ve bütün ev ahalisi ona âşık, özellikle köpekler. Her sabah köpeklerle yürüyüşümüze o da gelir, bütün köpekler beni değil, onu takip eder. Müthiş hissediyorum o tabloyu görünce pek tabii.
Yazının devamı ve kaynak: https://t24.com.tr/yazarlar/busra-sanay/sahiplenilen-evcil-hayvanlar-yurt-disina-goturulurken-en-sik-hangi-hatalar-yapiliyor-barinak-melegi-turkan-ceylan-anlatiyor,47405
“Ülkeden ülkeye değişen kurallar var. Avrupa ülkelerinde dört ay bekleme kuralı var mesela…”
Bu dünyada tüm canlılar, hep beraber yaşıyoruz. Kimimiz düşündüklerimizi söyleyebiliyor, kimimiz söyleyemiyor. Mesela ben köpeğimle konuşabiliyorum, ne desem yanıt veriyor ve anlıyorum onu. Ancak, ispatlayamam. Aslında ispatlamayı önemsemiyorum da. Çünkü zaten hissetmek, büyük ispat. Bilimin söylediği şeylerin doğru olduğu gibi, bilimin ispat edemediği bazı şeyler de doğru olmayacak diye bir şey yok. Az önceki örnek gibi.
Bu sene çok ama çok yorulduk, çok ama çok öldük Türkiye’de. Kanlı, bol katilli, cinayetli, kötülüğün akışkanlaştığı bir yıl oldu. Ne çok gören göz ne çok duygu dolu dört ayaklı, ne çok insandan bazen yemek içim medet uman, başı okşansın diye bakan köpek kedi öldürüldü. Milyonlarca. Bu, başka bir konu diyeceğim ama birazdan konuşulacaklardan bağımsız değil.
Ülkede bunlar yaşanınca iyi insanların çoğu bu hayvanların yaşaması için çok şey yapmaya başladı. Hemen, bu çocuklara yuva bulmaya başlamak, barınaklardan kurtarmaya çalışmak, kısırlaştırmak için organize olmak gibi.
Yurt dışında oturanlar da bu hayvanları Türkiye’den, sokaklardan, barınaklardan yani ölüm kamplarından, gidebilecekleri karanlık sondan kurtarmak için kolları sıvadı ve yaşadığı ülkeye götürebilen götürdü, götürüyor. İyi ki iyi insanlar var ve iyi ki uçuş gönüllüleri var!
Geçen gün iki köpek Türkiye’den sahiplenilmiş ve Londra’ya getiriliyorken ve bu çocuklar uçaktayken ve birazdan Londra’ya inecekken, bu hayvanları alacak kişi vazgeçiyor. Düşünsenize bir hayvansınız, sizin adınıza düşünülüyor, kararlaştırılıyor ve karşı tarafta sizi alacak kişi de güven sağladığı için yola çıkarılıyorsunuz, üstelik ülkelerarası. Ayrıca zar zor uçuş gönüllüsü bulunmuşken. Ve sonra ne oluyor? Hiçbir şey olmamış gibi oluyor.
Bu olaydan, bir arkadaşımın sosyal medya paylaşımı vesilesiyle haberdar oldum, tamamen denk düştü. Köpekler hemen bir yardım çığlığıyla havaalanından alındı ve güvendeler.
Yurt dışında yaşıyorsanız, hayvan sahiplenmek istiyorsanız neler yapmalısınız, nasıl yollardan ilerleniyor, en sık yapılan hatalar ve bilinmesi gerekenler nedir? Nasıl uçuş gönüllüsü olabilirsiniz? Hepsini Barınak Meleği ismiyle bildiğimiz, kendini sokak hayvanlarını korumaya adamış, gencecik yaşında barınaklarda çalışmaya başlamış gönlüyle kalbiyle bu hayvanlara çare arayan, bulan, bulunmasına yardım eden hayvan hakları koruyucusu, aktivisti ve veteriner hekim Türkan Ceylan’la konuştum. Hadi başlayalım.
“Sevgi, aksiyon almakmış.”
– Türkiye ve hayvanseverler sizi Barınak Meleği isminizle tanıyor Türkan Hanım. Barınağınızda, ya da daha doğrusu hayvanlar için yaptığınız yaşam alanında kaç hayvan var. Nasıl hikâyeleri var, birkaçından örnek verebilir misiniz?
Şu an sorumluluğumda 100 civarında çocuğumuz var, aslında barınak değil de yaşadığım evi onlarla paylaşıyorum diyebilirim. Hepsinin ayrı ayrı hikâyeleri var. Mesela bir Kocaoğlan’ımız var, Elazığ’dan geldi. Bir ayağı yok, kemikleri çıkmış, kulakları kesilmiş bir kangal. O üç ayağına rağmen kamyonetiminizin peşinden kilometrelerce koşuyor. Ben işten gelinceye kadar beni bekliyor. Elazığ barınağında öldürülmek üzereyken aldık. Maalesef o barınaktan sağ çıkan çok az hayvan var.
Mesela Kutup var, o da Konya barınağından, kocaman bir Akbaş. Tasma taktırmaz arabaya binmez. Ama her gün Kocabaş’la birlikte beni geçirirler ve eve dönene kadar beklerler. İşten dönüşüm tam bir şölene dönüşür, onlar sayesinde.
Emik var, kedimiz. Onu çalıştığım klinikte kafese bırakmışlardı küçücüktü, yalvarıyordu kafesten çıkmak için. Bir de avazı çıktığı kadar bağırıyordu “çıkarın beni” diye. Biraz sussun diye ceketimin içine aldım, sonra da bırakamadım. Sürekli emme hareketi yaptığı için adı Emik kaldı. Şimdi köpeklerimi eğitiyor. Kedilere nasıl saygı duyulmalı dersinden geçiriyor hepsini. Ve bütün ev ahalisi ona âşık, özellikle köpekler. Her sabah köpeklerle yürüyüşümüze o da gelir, bütün köpekler beni değil, onu takip eder. Müthiş hissediyorum o tabloyu görünce pek tabii.
Yazının devamı ve kaynak: https://t24.com.tr/yazarlar/busra-sanay/sahiplenilen-evcil-hayvanlar-yurt-disina-goturulurken-en-sik-hangi-hatalar-yapiliyor-barinak-melegi-turkan-ceylan-anlatiyor,47405
Share This:
Diğer Yazılar
Mutlu Kuyruklar Derneği’nin genel kurul toplantısı, 30 Nisan 2026 tarihinde saat 19.00’da dernek adresinde gerçekleştirilecektir. İlk toplantıda çoğunluk sağlanamaması halinde ikinci toplantı, 7 Mayıs 2026 tarihinde aynı yer ve saatte…
Mersin dışında bulunan barınaklarda kötü koşullarda olan 10 köpek ile 6 kedi, Almanya ve Hollanda’da yaşayan vatandaşlara sahiplendirildi. Kızkalesi Rotaract Kulübü, Mutlu Kuyruklar ve TRC Amerikan Diner, yapılan çalışmayla…
“Ülkeden ülkeye değişen kurallar var. Avrupa ülkelerinde dört ay bekleme kuralı var mesela…” Bu dünyada tüm canlılar, hep beraber yaşıyoruz. Kimimiz düşündüklerimizi söyleyebiliyor, kimimiz söyleyemiyor. Mesela ben köpeğimle konuşabiliyorum, ne…
Local mayors who do not enforce the law could be put in prison for two years. Turkey has approved the “massacre law” as it has been dubbed by animal rights…